Zaman durdu bizde bugünlerde. Boşluk içinde belirsizlik, belirsizlik içinde boşluk, hiçlik hissi hakim bedenimize. Ne yapsak, nerelere gitsek… hem anlamlı hem anlamsız. Çoklukla Doğa ile doyasıya oyun oynuyoruz. Hayatın gerçek anlamda ne ifade ettiğini ancak bu şekilde fark edebiliyoruz. Her şeyin aslında bir oyun olduğunu görüp onunla birlikte gülebiliyoruz halen. Serdar’ın babası son demlerindeyken biz birbirimize sarılıp öylece şifalanmaya çalışıyoruz.
Böyle durumlarda hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Sözler tükeniyor. Sevgiye sığınıyorsunuz. Sevgide kalıyorsunuz. Orada herşey olması gerektiği gibi akışta.
Babası acil kendi babacığının yanına gitmek zorunda kalırken “dedemi neden göremiyorum” diyen, aylardır “ağustos bugün mü” diye uyanarak tatile gideceği günü bekleyen ama hayat kendi planlarını yaptığı için tatili iptal olan ve bundan habersiz olan miniğinize yanıt verebilecek gücü kazanıyorsunuz. Bunun yanı sıra, “sen yaşlı mısın, ananem yaşlı mı” ya da “babam 100 yaşına kadar yaşar dimi” gibi sorulara mantıklı yanıtlar bulmaya çabalıyorsunuz.
Her ayrıntının içi boşalıyor. Işıkla, sevgiyle doluyor. Tazeleniyorsunuz, daha bir anlam kazanıyorsunuz.
Şanal Günseli’nin bir kitabında geçiyordu sanırım, hangisi hatırlamıyorum ama diyordu ki; “Bir erkek ancak babasını kaybettiğinde büyümüş olur”. Tabii bu durumda annesini 8 yaşında, babasını da ondan sadece birkaç yıl sonra kaybetmiş olan babam biraz erken büyümüş oluyor… Ondan sanırım bu kadar mükemmeliyetçi oluşu, bu kadar dimdik duruşu, ağaç gibi hiç savrulmamacasına. “Ölümden korkmayın” derdi bize hep çocukluğumdan beri. Belki de ölümle çok erken yaşta tanıştığından… Şimdi de aramızda yine en soğukkanlı ama bir o kadar da sevgi dolu olan o…Serdar’ı en iyi anlayan, hepimizi sakinleştiren…
Gelecek günlerimiz ışıkla dolsun diyorum…



Toplam : 5 Yorum var

    brajeshwari Ağustos 1st, 2010 at 4:58 pm

    Üzüldüm canım… Bu tür durumlarda söylenecek birşey olmuyor. Ama yine de yazmak istedim.

    Bende size sevgimi yolluyorum….

    sevi Ağustos 1st, 2010 at 10:58 pm

    Seksen tane cümleye başlayıp sildim. Aslında brajeshwari yazmış en doğrusunu: “Bu tür durumlarda söylenecek birşey olmuyor” Ben de sevgimi yolluyorum…

    tanya Ağustos 2nd, 2010 at 2:03 am

    ne yazacağını bilemiyor insan..ama ben cok iannaırım..whatever happens happens..biraz daha güçlü olmamı sağlar bu benim.

    serap er Ağustos 2nd, 2010 at 10:32 am

    bu yakınlarda yazıların beni cok duygulandırıyor..hersey olması gerektiği gibi oluyor bize de kabul etmek düşüyor di mi?söylenecek pekbirşey yok gercekten de..

    Evrim Çetiner Ağustos 5th, 2010 at 12:23 am

    Özgürcüm,
    Zor elbette. :(
    İnsan her geleni aynı güç ve doğallıkla karşılayamaz.
    Geçecek bir biçimde işte.
    Hepinizi kucakladım, en kısada ferahlık gelsin, sözünü ettiğin ışık gelsin ve gitmesin diledim!
    E.

Yorumunuz: