Tüketim konusunda her geçen gün daha bir antipatikleşiyorum sanırım. Bu işten en fazla rahatsız olan kişi de Doğa. Ama o da bir gün anlayacak beni biliyorum. Her ne kadar her gördüğümüzü alamayacağımızı az çok öğrenmiş olsa da çocuk işte nihayetinde istiyor sürekli. Örneğin dün karşıda ofiste işimiz vardı karşıya geçtik, sonrasında da Mohini’ye uğrayalım dedik. Sadece şöyle bir dolanıp çıkmaktı amaç. Alttaki oyun alanına bile kapalı dedik inmedik, zira mikrop yuvası top havuzunda oynasın istemedik. Fakat oraya adım attığımız andan itibaren ruhum sıkıştı inanın. O çocukların amaçsızca etraftaki bilgisayar oyunlarıyla oynayışları, annelerin ve bakıcıların salt vakit geçirmek amaçlı halleri, dükkanlardaki saçma fiyatlar. Hele bir Disney Store açılmış, girdim neler var diye bakmak için. Biri yanıma geldi ve “Mickey televizyonlarımız indirimde hemen verelim size de” dedi ve ben son sürat attım kendimi dışarı. Midem bulandı ve o ruhumdaki sıkışıklık hissi geçmedi oradan çıkana kadar. Kumlu resimlerden yapmak istedi, izin vermedik. Çünkü her yerde var onlardan ve her gördüğünde istiyor, yapıyor. Bu defa izin vermedim işte, gıcığım ya. İstemedim o tüketim çılgınlığının içine düşmek. “Çok istiyorum ama” dedi yine yapmadık. Neyse sadece dolaştık ve o yağmurda attık kendimizi dışarı. “Bir daha gelmeyelim buraya bu son olsun” dedim. Kadıköy’e gidelim örneğin, yağmurda yürüyelim, parklara gidelim, İstiklal’e gidelim, sahile inelim denizi koklayalım, taş ve kozalak toplayalım, aile büyüklerimizi ziyaret edelim, arkadaşlarımızda buluşalım ama Mohini’ye gitmeyelim haftasonu.

Sonrasında Adem Baba’da yediğimiz balık ve salatanın tadını hiçbirşeye değişmem. Pisi yine favorisi hamsi tava ve ardından şekerpareyi götürdü:))

Arabada trafikte sıkıntıdan giyindi soyundu, çoraplar dahil çıkardı. Birara baktık benim şapkamı, Serdar’ın da atkısını takmış poz veriyordu.



Toplam : 4 Yorum var

    Tanya Mart 8th, 2010 at 1:40 am

    Bırak Doğayı..benim kumaş bez kullanma isteiğimi anlamayan üniversite mezunları var şu hayatta…

    Doğa süper eşlik etmiş şapka ve atkıyla..

    Kahvegibi Mart 22nd, 2010 at 9:38 am

    İnsanları çocukları söz konusu olunca içine düştükleri (biliyorum belki çok ağır olacak ama) “aç gözlülükleri” beni çıldırtıyor.

    Görmemiş gibi her şeye saldırıp, 0-6 yaş çok önemli, çocuğun her istediğinin olması lazım diyen insanları bile tanıdım şu hayatta.

    2,5 yaşındaki çocuk için “kedi istedi kedi alıcaz” ne demek ya hu! canlı kedi diyorum, hayvan, yani can. 2,5 yaşındaki çocuk istedi diye alacaklarmış eve, sonra ilk cırmıkta, yesin sopayı hayvancağız.

    offf off.

    bu tutumunuzu takdir ettim cidden.

    Kahvegibi Mart 22nd, 2010 at 9:38 am

    İnsanların çocukları söz konusu olunca içine düştükleri (biliyorum belki çok ağır olacak ama) “aç gözlülükleri” beni çıldırtıyor.

    Görmemiş gibi her şeye saldırıp, 0-6 yaş çok önemli, çocuğun her istediğinin olması lazım diyen insanları bile tanıdım şu hayatta.

    2,5 yaşındaki çocuk için “kedi istedi kedi alıcaz” ne demek ya hu! canlı kedi diyorum, hayvan, yani can. 2,5 yaşındaki çocuk istedi diye alacaklarmış eve, sonra ilk cırmıkta, yesin sopayı hayvancağız.

    offf off.

    bu tutumunuzu takdir ettim cidden.

    Özgür Turan Mart 24th, 2010 at 11:39 am

    Kahvegibi, çok ince bir çizgi bu ebeveynlikte, uygulaması pek de kolay değil aslında ama biz de öğreniyoruz gün be gün. Sevgiler…

Yorumunuz: