30 Kasım-2 Aralık tarihlerinde İstanbul, Uluslararası Kişisel Gelişim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. “Yeni bir ben doğuyor” isimli proje kapsamında gerçekleşecek zirvede, tasavvuf, kabala, budizm, yoga, meditasyon, dua, sağlıklı beslenme, diyet, kanser, kalp hastalıkları, beyin, sinir sistemi, DNA gibi konuların ele alınacağı konferanslar yer alacak. Bu konferanslar ile Türk kültürünün tüm dünyaya tanıtımının yanı sıra son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde farkındalık sağlayan holistik sağlıkla ilgili uluslararası bilgi ve kültür alışverişi yapılması, doğu ve batı anlayış sentezleriyle toplumun bilinçlendirilmesi, bilimsel (madde) âlem ile spritüel (mana) âlemin geçiş noktasına ışık tutulması, farklı ulusların bir amaç için birleşip hiçbir koşul gözetmeden ihtiyacı olana sevgi ve merhamet sunma örneğinin oluşturulması amaçlanıyor.

Tüm konuşmacıların ücretsiz olarak destek verdiği bu projede, hem fiziksel aktivitelere hem de konferanslara katılımdan elde edilecek gelir, kimsesiz çocuklara ingilizce, müzik ve fiziksel aktivite programlarının oluşturulmasında ve Gediatri Vakfı aracılığı ile sağlıklı yaşlanma farkındalığının sağlanmasında kullanılacak.

Projenin fikir annesi Dr. Türkan Aydoğmuş, uzun yıllar boyunca tasavvuf, yoga ve kabala konuları üzerine kişisel araştırmaları ile bilim ve sağlık alanındaki akademik eğitimleri birleşince bu proje doğduğunu söylüyor. Nanoteknoloji üzerine Texas A&M Üniversitesi’nde doktorasını yapan Aydoğmuş, dünyanın bir numaralı kanser merkezi MD Anderson’da araştırmacı olarak görev yapmış. Son 5 yıldır ise, Shell petrol şirketi Ar-Ge bölümünde mühendis olarak çalışmakta. Aydoğmuş’a proje ile ilgili merak ettiklerimi sizler için sordum;

Türkan Aydoğmuş

Projenin hayata geçiş öyküsünü kısaca anlatır mısınız? Nasıl karar verdiniz ve sonraki süreçler nasıl gelişti?

Herşey önce kendi hayatımda başladı. Kendi özel hayatımda yaşadığımm bir olay, kendimi daha yakından tanımama sebep oldu. Dışarıdan bakılınca gayet kendine güveni olan, akılli, başarılı bir iş kadını olarak görünürüm. Bir o kadar da doğal ve olduğu gibi davranan bir insanımdır. Bütün bunlara rağmen fark ettim ki kendimi sevmiyorum. Kendime ve dışarıya karşı çizdiğim bu resmi, tamamı ile yırtıp atıp, gerçek ben ile tanışmaya karar verince Türkan kitabı açılmaya başladı. Okudukça heyecanlandım, daha da çok merak ettim, tanıdıkça daha da çok sevdim. Kendimi gerçekten sevmeye başladıkça, başkalarının ne düşündüğünün önemi kalmadı artık, birden etrafımdaki karakterler ve yaşadığım olaylar değişmeye başladı. Yani ben değiştikçe, karanlıklarımı kabullenip onları sevmeyi öğrendikçe “yaşam” diyeceğim bu aynaya baktığımda gördüğüm görüntüm de değişmeye başladı. Birden bir sır fark ettim. Ne yansıtırsam onu görüyorum. Eğer güzel şeyler görmek istiyorsam, önce kendimi güzelleştirmem lazım ki, yansımama baktığımda cenneti yaşayabileyim. Bu aşamada ne yapmak istediğimi bulmuş oldum. Kim, hep mutlu ve doyumda olmak istemez ki? Bir sonraki adim buna nasıl ulaşacağımı çözmek oldu. Cevabın gelmesi çok vakit almadı. Fark ettim ki Allah’ın bana çizdiği yol, beni bu cevaba getiriyormuş zaten. Mutlak sessizlik içinde kalbimi dinleyince cevabi gördüm: Kendimi, doğduğumdan bugüne kadar kalbimde ve düşüncelerimde, bilerek veya bilmeyerek oluşturduğum bütün koşullanmalardan kurtarmak. Koşullanmalardan kurtulunca geriye kalan şey ise sevgi, nur. İster bunun adi Türkan, ister Emrah, ister Elmas, hepsi bir. Bunu nasıl yapacağımı da bulunca, proje doğmuş oldu: Öncelikle herkes ile paylaşmak istedim. Zaten şu anda sahip olduğum bilinçte “başkası” kavramı olmadığı için, ha kendi kendime düşünmüşüm, ha etrafımdaki herkes ile paylaşmışım, aynı şey. Bu projeyi bir senaryo gibi düşünebiliriz. Her gün bir sayfasını yazıyorum. İnanılmaz karakterler girdi senaryoma. Normalde enerji verip de tanışmayacağım insanlar ile tanışıp, çok enteresan olaylar paylaştım. Bu senaryoda tek amacım önüme çıkan her karakteri koşulsuz anlamak ve sevmek, çünkü her karakter Türkan’ın bilincinin bir seviyesini temsil ediyor. Simdi senaryodaki karakterler çoğalmaya başladıkça, kelebek etkisi gibi onların senaryoları da değişmeye başladı. İnanılmaz bir deneyim. Herkese tavsiye ederim.

Bu proje ile tam olarak neyi amaçlıyorsunuz?

Koşulsuz sevgiyi gerçek anlamda fiziksel hayata geçirmeyi. Fakat bu bir varış noktasından ziyade bir proses. O yüzden ilk adım farkındalık yaratmak.

Ar-Ge bölümünde çalışan bir mühendis olarak spritüel yanınızı geliştirmek gerek mesleki gerekse de özel hayatınıza ne gibi farklılıklar kattı?

Bir kere iş hayatımda obur mühendislerden daha farklı düşünen ve daha farklı çözümlere varan biri yaptı beni. Bu da başarıyı beraberinde getiriyor tabii ki. Hayatıma madde ve mananın dengesini getirdi. Etrafımda dengemi bozacak olaylar olsa bile kendimi tekrar nasıl dengeye getireceğimi öğretti. Manadan uzaklaşan insanin hem özel hayatında hem de iş hayatında dengeyi bulması zorlaşır, madde içinde kaybolabilir, mutsuzluk ve doyumsuzluğa düşebilir.

İş dünyası bu seminer ile kendine neler katabilir?

Özellikle iş dünyasının bu seminerlere ihtiyacı var. Günümüzde çoğumuz çalıştığı için, hayatımızın büyük bir çoğunluğu iş hayatında geçiyor. Kişisel etkileşimler, ego çatışmaları en çok bu alanda oluyor. Kendini tanıyan ve seven bir insanin iş hayatında da gerek takım arkadaşlarına, gerekse patronlarına karşı hal ve hareketi daha olumlu ve daha yapıcı olacaktır. Böyle bir iş ortamı verimliliği doğurur. Kim mutlu ve huzurlu olduğu bir iş için sabah erkenden kalıp gitmek, en iyisini üretmek istemez ki? Ben şirket sahibi olsaydım bütün çalışanlarımı ve hatta yakın ailelerini bu seminerlere gönderirdim. Bunu kendi işime bir yatırım olarak görürdüm.

Dünyaca ünlü uzmanlar birarada

Ana Forest

 

Önümüzdeki yıl ikincisinin İsrail’de yapılması planlanan zirvede dünyaca ünlü uzmanlar buluşacak. Araştırmacı-nörobilimci Dr. Daniel Siegel, Madonna, Sting, Gwyneth Paltrow, Red Hot Chili Peppers’in kundalini yoga hocaları Ana Breet ve Ravi Sing, Forrest Yoga’nın  kurucusu Ana Forrest, Bosna piramitlerini bulan arkeolog-araştırmacı Sam Osmanagich ve birçok bilim ve metafizik yöntemlerini örtüştüren değerli isimler üç gün boyunca birbirini takip eden seminer ve atölye çalışmalarıyla İstanbul’da olacak.

Psikoloji ve beyin üzerine yaptığı bilimsel araştırmalarında alkol bağımlılığı, stres ve öğrenme bozukluklarına yoğunlaşan, yoga, Qigong ve meditasyon üzerine eğitimler veren Robert Boustany; Tibet meditasyonu ve yoga uygulamalarının kanser üzerine etkilerini bilimsel olarak araştıran ve USA, Latin Amerika ve Avrupa’nın çeşitli yerlerinde bu konuda eğitim vermeye devam eden Dr. Alejandro Chaoul; 25 senedir Chiropractic doktor olarak Amerika’da hizmet veren Dr. Joseph ve Carolyn Clauss; genetik ile kanser, beslenme, kalp hastalıkları ve yaşlanma arasındaki ilişkileri araştıran Dr. Jonathan Stein; meditasyon, karma, insan bilinci ve ileri yoga teknikleri üzerine araştırmalar yapmış olan Kaia Nightingale da konuşmacı olarak yer alacak.

Türkiye’den Kimler katılıyor?

Mevlana’nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi Bayru, Nur Arttıran, İstanbul Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Dr. Bingür Sönmez, Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Yoğun Bakım Ünitesi Başkanı Dr. Erol Can, Beyin Cerrahı Dr. Orhan Barlas, Teoloji Profesörü Ali Saban Düzgün, Detoks Uzmanı Gül Kaynak.

 

 



Toplam : 2 Yorum var

    emel Kasım 6th, 2012 at 12:41 pm

    Seminerlerle ilgili detaylı bilgiye nerden ulaşabiliriz?

    Özgür Turan Kasım 7th, 2012 at 10:44 am

    Sevgili Emel,
    http://www.yenibirbendoguyor.com/ adresinden detaylı bilgi alabilirsin.

Yorumunuz: