Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya...
merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.






Siz de halen dişiniz ağırmadan dişçiye gitmeyenlerden misiniz? Ya da birine sinirlendiğinizde o kişiyle yüzleşmek yerine hemen mutlu bir şarkı dinleyip sinirinizi geçirmeye mi çalışırsınız? O halde siz de bedeninizi unutmuşsunuz.
Özellikle bizler şehir insanlarının pek de umursamadığı gerçeklerden bahsedeceğim sizlere bu ay; Beden sağlığımızdan. Tesadüf bu ya pek de sağlıklı olmadığım bir günde yazıyorum bu yazıyı. Neredeyse bir haftadır grip olan kızımdan şimdi de bana geçen grip virüsü bedenimin farkındalığını ciddi ölçüde yaşattı bana. Ve bu yazının konusu olan Shiatsu’yu bir defa daha hatırlattı. Uzakdoğu’da asırlardır kullanılan bir iyileştirme yöntemi olan, Japonca shi = “parmak” ve atsu = “basınç” kelimelerinden oluşan Shiatsu, parmak ve avuç içleri ile uygulanan bir masaj tekniği. Aslında önemli olan felsefesi bana göre; Bizi saran her şeyin enerji olduğu, vücudumuzun da bir enerji formu olduğu. İşte Shiatsu, buradan yola çıkarak vücudumuzdaki enerji düzensizliklerini düzene sokmak ve genel sağlık durumunu korumak amacıyla yapılıyor.

Bu ay bu konuyu sizlere anlatmamdaki sebep, Shiatsu Uzmanı Elif Altındiş’in geçtiğimiz günlerde bir sohbetimiz sırasında, son dönemlerde ağrı çeken insanlarda büyük bir artış olduğunu söylemesi oldu. Bu artışın nedenini düşündüm hep ve neler yapmamız gerektiğini. Çünkü yakın çevremde de görüyorum ki örneğin boyun ve bel fıtığı olmayan çalışan insan neredeyse yok gibi. Bu duruma Altındiş’in önemli bir tespiti var; “Çalışma şartlarımız ergonomik değil. Ofislerde sadece görsellik ön planda olsun diye ergonomik olmayan çalışma koşullarına sahip olunması. Masa ve sandalyelerin insan bedenine uygun olmaması”. Tabii çok somut olan bu tespiti dışında kendimize ve çevremize olan davranışlarımıza dair önemli görüşleri var Altındiş’in, sizlerle paylaşmam gereken;
Durum biriktiriyoruz
Elif Altındiş’in dikkat çektiği en önemli nokta; Bedenimizden uzaklaştığımız ve daha çok zihin odaklı yaşadığımız. “Hep akıllı olmak zorundayız. Zihine kayarken bedeni umursamaz olduk. Zaman bulamıyoruz. Bedene dönememek bizi robotlar haline getirdi..Bedene uzak olduğumuz için ruha da uzak kaldık. Halbuki ikisi bir arada. Örneğin bedenlerimizin ilk arıza çıkardığı zamanı kaçırıyoruz. Ülkemizde hasta sağlığını korumak diye bir süreç de olmadığından o ara dönem kaçıyor. Ancak dişimiz ağrıdığında çürüdüğünün farkına varıyoruz. Ancak bir enfeksiyon dışarıda kendini gösterdiğinde hastalığımızın farkına varıyoruz. Bedeni dinlemeyi unuttuk” diyor Altındiş.
Zamanın azlığından dolayı duygularımızın farkına varamıyoruz. Duygusal yaşantımızı düzene sokmuyoruz. Duygularımızı sürekli bekletiyoruz ya da erteliyoruz. “İnci” adlı kitabında anlatır belki bilirsiniz; Japonya’da kadınlar nezaket temsilcisi olduklarından, eşlerine ve çocuklarına bağırmadıkları için mutfakta birer tane porselen kavanozları vardır. Kadınlar günün sonunda kızgınlıklarını kırgınlıklarını o kavanoza kusarlar. Biz ise tam tersi durum biriktiriyoruz. Anlık çözümlere gidemiyoruz. Zaman var ama biz yaratmıyoruz. Ve böylece durumlar zaman aşımına uğruyor.
İşte bu biriktirdiğimiz durumlar, duygular önce içimizi kirletiyor, enerjimizi düzensiz hale getiriyor, sonra da çevremizi kirletiyor. Yani biz sebepleri hep dışarda arıyoruz ama asıl içimize dönüp bakmamız gerekiyor.
Shiatsu masajı ile vücudumuzda bulunan enerji meridyenlerine parmak uçlarıyla basınç uygulanıyor, doğru sinyal gitmeyen yerlere gerekli sinyal gönderiliyor ve böylelikle bozulmuş olan enerji sinyalizasonu tekrar düzene sokuluyor.
Vücudu oksijenlendiriyor
Shiatsu’nun vücuda en önemli katkısının vücudu oksijenlendirmek olduğunu vurgulayan Altındiş, “İnsanlar oksijen alma derdinde. Halbuki bütün vücudumuzun oksijen üretebilme kapasitesi var. Oksijensizlik kan dolaşımı bozukluğu yaratır. Bu bozukluk enfeksiyonlara açık olma, bağışıklık siteminin çökmesi ve böylece dışardan gelecek her şeye açık olması demek” diyor. Ve özellikle de üzerinde durduğu bir konu var ki; Shiatsu yaptırmak için mutlaka ağrınız olması gerekmiyor. En önemli etkisi bağışıklı sistemini güçlendirmek olan bu masajı genel sağlığı korumak adına düzenli olarak yaptırmak gerekiyor. Bu nedenle de en çok çocuklar, yeni doğanlar ve yaşlılara öneriliyor. Çünkü bağışıklık sistemi güçlü olduğunda siz de biliyorsunuz ki enfeksiyon gibi hastalıklara yakalanma riski de oldukça az oluyor.
“Vücudumuzda ağrıyı artıran ve ağrıyı kesen bölgelerimiz var. Ağrıyı oluşturan durumları sen günlük hayatında yaşamaya devam edersen ağrı gelecektir. Ağrının gelmesini engelleyecek nedenler çıkartırsa sadece bir süre ertelersin. Ama ağrıyı oluşturacak sebepleri ortadan kaldırırsan zaten ağrı olmaz” diyor Altındiş.
Düşüncelerimiz ve duygularımızın hastalıklara nasıl bir sebep oluşturabildiği halen size bilimsel gelmiyorsa biraz da İngiliz şair, bir dünya ozanı William Shakespeare’e kulak verin derim; “Ne iyi var ne kötü; hepsi düşüncelerimizin eseri.”
*İnfomag Ocak sayısındaki köşe yazım.
Toplam : 2 Yorum var
Ben de sürekli sırt ve boyun ağrısı çekenlerdenim. Bu ağrının bilgisayar başında fazla çalışmaktan olduğu kadar bir başka nedeni olduğunua da inanıyorum. Nerede okuduğumu anımsamıyorum ama bir yazıda şundan söz ediyordu: Hissettiğimiz bazı duygular bedene ağrı olarak dönüyor. Mesela kızgınlıklarını söyleyememek, içinde tutmak boğaz ağrısı olarak dönüyor. Üzerinde fazla sorunmluluk yani yük hissetmek de sırt ağrısı olarak. Bunların doğruluğuna inanıyorum. Çünkü ne zaman çok fazla yük sırtlansam sırtımdaki ağrı artıyor. Ama ne zaman bu sorumluluklar hafiflese ağrı yok oluyor. Aslında belki de tüm ağrıların sebebi gerginlik. O yüzden ağrı çeken insan sayısı fazla. Böyle bir ülkede gergin olmamak olası mı ki?
Simdi ben su yuzlesmek kismina takildim yazinin Ozgur’ cugum, yuzlesince sinir hali vuku buluyor bende surekli alttan alma durumunda kalmak sonucu… Ben sarki dinleyeyim yuzlesmek yerine, ruhuma da iyi gelir hem… Ama onun disinda cok guzel anladim anafikri endiselenme, tek itirazim yuzlesme mevzuu, yuzlestigin insanda “yuz” olacak ki yuzlestigine degecek, di mi ama? yoksa bosuna yor kendini…
Yorumunuz: