Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya...
merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.

Esra Ekren
F.Mihrimah Temel
Melda Akanlar






Toprak verimlidir. Anadır. Dosttur. Yaratıcıdır. Sen bir verirsin. O sana Bin ile geri döner. HAYAT
gibi… Ne verirsen onu alırsın..
Hepimiz bir tohumuz; İçlerinde nice güzellikler, sırlar, mucizeler barındıran…
Herşeyin sahibi olanın; elleriyle, özenle, koşulsuz sevgisiyle, kutsaması, sonsuz hoşgörüsü, anlayışı, kabullenişi ve sabırıyla hayata ektiği sonsuz tohumlar…
Hepimiz filizlenirsek eğer, karar verirsek,eğer cesaret edersek, filizlenip ışığa doğru kafamızı uzatıp, karanlıktan aydınlığa çıkmanın büyümenin gelişmenin hazzı,sevinci ve gururunu taşıyarak, söz verdiğimiz çiçeklerimizi hayata armağan edebiliriz… Hayatın güzelliklerinin, mucizelerinin, birliğin bir parçası olduğumuzun mutluluğunu özümüzde hissederek, üzerimize düşeni yapmanın huzuru içinde…
Ya da tohum olarak kalabiliriz…bizi çağıran ışığın çağrısına kulaklarımızı, duyularımızı, sezgilerimizi ve tum varlığımızı kapatarak…güvenli ve karanlık olan alanımızda kalmakta ısrar edebiliriz…Varlığımızın özü ” yalvarırım büyümem gerek, verdiğim sözleri yerine getirmem gerek, ışığa çıkıp çiçekler, hediyeler vermem ve bu güzellikleri hayatla paylaşmam gerek ” diye bağırırken, onun sesini tamamen kısıp, duymamazlıktan gelebiliriz karanlığın daha da derinlerine doğru köklerimizi salıp aşağı doğru büyümeye çalışarak….
Karar herzaman bize ait… Ya ışığa, ruhumuza, gelişmeye, çiçekler, hediyeler, eserler vermeye direneceğiz ve karanlıkta kalmayı sürdüreceğiz.. ya da güvenli, soğuk, karanlık alanlarımızdan, bilinmezliklerle, sürprizlerle dolu ışığa, ruhumuza, yaratıcılığımızın hediyelerine, evrenin birliğine, güneşe, yaşama merhaba diyeceğiz…
Koca ulu bir çınar ağacının tohumu bir zamanlar küçücük bir TOHUM du…Bunu bilerek, bundan artık emin olarak, değerimize sahip çıkalım. İçimizdeki büyük potansiyelimize, atıl tuttuğumuz, içimize hapsettiğimiz yaratıcılığımıza, sahip olduğumuz belki de henüz farkında olmadığımız ama bir İZİN VERİYORUM dememizle özgür kalacak olan yeteneklerimize KİM OLDUĞUMU BİLİYORUM VE SİZLERİN FARKINDAYIM, ALDIM KABUL ETTİM diyelim.
Hadi bugün karar verelim o zaman…
Bir TOHUM olarak mı kalacağız, yoksa FİLİZLENİP çiçekler mi açacağız ?…

Fragmanlarından etkilenerek gösterime başlamadan çok öncesinde gitmeği kafaya koyduğum sayılı filmlerden birisiydi : INCEPTION

Okunup ardında bırakılan bir oda dolusu kitap, listesi yapılabilecek duruma gelmiş olan alınan cok sayıda eğitimler zihinde BEN BİLİYORUM durumu yaratabiliyor insanoğlunda..:))
Her ne kadar kişi farkındalık sahibi olsa da ZİHİN bu.. Bir anlık gaflet anında son surat bir at koşturma haline geciveriyor…Ne kadar dizginlere vakıf isen de bu başıboş koşturmanın süresi o kadar kısa oluyor onun için tabiki de..:))))
Bildiklerimizi, öğrendiklerimizi, biriktirdiğimiz bilgi dağcıklarını, tepeciklerini bir elbise gibi soyunup, çırılçıplak girmenizi öneriyorum ben INCEPTION filmini izlemeye….Zira gerçek öğrenme HİÇBİRŞEY BİLMİYORUM dediğimiz noktada gerçekleşiyor…Evrenin gerçeğine açılıyorsunuz…Daha geniş bir bakış açısı, sonsuz olasılıklara açılmak ve daha büyük planın farkına varmak gibi ödüller veriyor bize bu sihirli iki kelime bize..: HİÇBİRŞEY BİLMİYORUM…
Tek başıma seyrettim bu filmi… bildiklerimin hepsini unutarak… Bilmemenin verdiği heyecan, merak ve hayranlıkla…. Bilmeye ve anlamaya çalışmayarak…
Bu bakış açısından görünen mi ne? İşte bu :
Yaşadığın bir rüyaysa eğer sıkılmak, üzülmek niye o zaman… ve rüyada herşeyi istediğin gibi planlayıp, değiştirme gücün de varsa eğer hayat tekdüze ve zorlayıcı da değil o zaman… keyfini çıkar bu bir oyun… YARATMA OYUNU… YARAT ve OYNA…yarattıgın oyunda kendin için zorlayıcı surprizlerin KORKULAR ve GEÇMİŞ ANILAR… Bu iki parça oyunu bozuyor… Planları altust ediyor… onları bırak artık…ki keyifle OYNA… KEYFİNİ ÇIKAR… YARATMANIN… OYNAMANIN…
Kısaca cok da fazla ipucları vermeden paylaşmaya çalıştım..:)))
GERÇEK ; Rüyada olduğunun farkında olup, bunun bilincinde olarak her içinde bulunduğun AN’ da bunu kendine tekrar hatırlatmak ve rüyadaki SEN’i gözlemleyen GERÇEK BENLİĞİN ta kendisi olduğunun bilincine varmaktır…
Zihnin oyunlarında kaybolup gitmeden, yaşanılanın bir rüya oldugunu ve bu rüyada efendinin biz oldugunu ZİHNE her yaşadığımız AN’ da ve her aldığımız nefeste hatırlatarak, AN’ da kalarak RÜYA’ yı GERÇEĞİMİZ yapabiliriz… Bu güce sahibiz…
Hepimiz ZİHNİN kafesinde hapis olmuş, özgürlüğe doğru yaşlı gözlerle bakarak, ” bir gün elbet bir gun inşallah ” diyen beyaz güvercinlerdik….
Size bir sır vermek isterim ki….
KAFESİN KAPISI AÇIK….:)))

Hiç kimse bir ada değildir.
Ne de bütünüyle kendisi,
Her insan kıtanın bir parçasıdır,
Gövdenin bir bölümü;
Bir toprak parçası deniz tarafından alıp götürülse,
Avrupa azalır.
Tıpkı haritadaki burun gibi,
Tıpkı senin veya bir arkadaşının sahip olduğu mülk gibi;
Bir insanın ölümü de beni azaltır,
Çünkü ben insanlığın kendisinde içeriğim,
Öyleyse asla haber gönderip sordurma
Çanlar kimin için çalıyor diye;
Onlar senin için çalıyor.
JOHN DONNE, 1624
(Mustafa Güresti çevirisi)
demiş yazan ne güzel söylemiş….mümkün müdür ki bir çiçeği ezmek, gökteki bir yıldızı rahatsız etmeden?… bizden gayrısı yok dışarıda… dışarısı zannettiğin de zaten içeride… yargıladığımız da biziz… eleştirip, beğenmediğimiz de… sevdiğimiz, hoşgördüğümüz, bağrımıza bastığımız da…
BIRAKMA zamanı artık… diğerleri zannettiğimiz KENDİMİZE olan öfkemizi, acımasızlığımızı, yargıçlığımızı, kızgınlığımızı… affetmeye olan direncimizi ve kindarlığı…..
YENİ bizin sevgiyle doğmasına şahitlik edelim…
Eskiyi bırak ki, yeni gelsin… eskiyle getirdiğin ağırlıkları bırak ki, ruhun coşsun, yükselsin…
YENİ SEN..YENİ BAŞLANGIÇLAR… YENİ BİR ŞANS.. YENİ HAYAT…
Belki de ben ve diğerleri diyen o AYIRIMCI taraf, hala dur otur diyor..boşver diyor… biz boyle iyiyiz diyor… bozma keyfimizi diyor…
SEN ONA RAĞMEN kulak ver evrenin çanlarına…
ÇANLAR BİZİM ÇALIYOR… BİRLİK İÇİN… BİR OLMAK İÇİN…

İkilikten Tekliğe, ayrılıktan birliğe, hayalden gerçeğe köprüdür AŞK..
Aşk köprüsü tekliğin ,birliğin, gerçeğin evi olan Kalbe açılır..
Kalp ateştir… Aşk ile gelenleri yakıp kavuran…
Bir şöyle bakıp giden olur bazen, son anda geri dönen…
Bir de kararlı olup, yanmaya gelen…
Yaratıcının evidir kalp..
Yol dıştan içeridir..
Kalbin içine, derinliklerine…
O’nun ateşinin kıvılcımı düştü mü içine…
Ne geçmişin pişmanlıkları kalır, ne de geleceğin endişe dolu gölgeleri..
AN da O’ nda Huzurda ve huzurunda olmak için,
Varlığının anlamına varmak için,
Sevgiyle her daim akmak için,
Geçersin Aşk köprüsünden ruhunun ateşinde bir olup yanmak için..
Sen içinde ikiyken Bir ol…
Geçmiş ve gelecek arasında zihin hapishanesinden çıkıp cennetini bul. AN da ol..
Zihninde değil, herdaim kalbinde Ol..
OL… sadece OL…
Aşkın kendisi sen OL..
Dışarısı dediğin de içeridir..
Diğeri dediğin sensin, başka birisi midir?
Senden başka birşey var mı ki ?
Ey Aşık uyan artık…
Yanan da sensin…Köprü de..köprüden geçen de…AŞK ta sensin…
Herşey olan, aynı zamanda hiçliği deneyimleyen de …
Uyan ve gör sen sadece SEVGİSİN…
Uyan ve An’ da başla yeniden…
Her AN sana sunulmuş bir fırsattır…
Yeniden ve yeniden…AN be AN..
AŞK İLE BAŞLA….

Merhaba…
Alternatifkarma’da alternatiflerden biri olarak karsınızdayım… 18 yıllık borsa gecmişinin ardından 2 yıldır tam zamanlı olarak toplam da 6 yılı aşkın süredir kişisel gelişim çalışmaları ile uğraşmaktayım… Kendi yolculuğum sırasında yardım aldığım, yolculuğumu kolaylaştıran, yolumu açan yöntemlerin uygulayıcısı oldum.. Kendimde olanı değil, kendimde olup herkesin sahip olduğu ama henüz farkında olmadıklarını farketmelerini sağlama konusunda aracılık etmeye çalışıyorum…
Michelangelo Davut heykelini nasıl yaptığını soranlara; ” Zaten Davut bu taşın içinde duruyordu. Ben sadece fazlalıklarını yonttum ” demiş. Doğru söze ne hacet…biz aracıların da yaptığı sadece bu işte…:)))
Sevgili dostum Özgür’le Alternatifkarma’nın doğumunu kutladık…gelişip, büyümesine şahit olduk…Alternatifkarma Doğa ile beraber büyüyor…Özgür’ün ikinci çocuğu…
Özgür’den alternatif yazarlık teklifi geldiğinde cok mutlu oldum…gurur duydum…
Zevkle, sevgiyle, coşkuyla kimi zaman diğer güzel ve mükemmel ruhların akışlarından alıntılarla, kimi zaman kendi ruhumun kağıda yansımasıyla artık yeni bir alternatif köşe ile karşınızda olacağım…
İlk yazımızda görüşmek üzere diyelim. Işığınız bol olsun.
Sevgilerimle…

Sayfalar(1): 1