Geçen gün yeni doğum yapmış bir arkadaşımı aradım. Gerçi bebeği de 4 aylık olmuş halen göremedim. Bu aralar fazla içime döndüm sanırsam. Neyse, konuşurken “nasıl gidiyor annelik” diye sorduğumda “bazen çocuk sahibi olacak insan değilmişim gibi hissediyorum, bu geçer mi” dedi.
Hangimiz hissetmiyoruz ki böyle? Bana kalırsa kadın denilen varlığın doğuştan annelik içgüdüleriyle doğmuş olması koca bir yalan. Üzerimize yapıştırılmış kayıtlardan başka birşey değil. Her konuda olduğu gibi bu konuda da bir genelleme yapmak doğru olmaz. Yani her kadın anne olmalı mıdır? Öncelikle şu -meli, -malı eklerini bir çıkartabilsek keşke hayatımızdan. Çok istemeli insan anne olmayı çok! Çünkü çocuk denen şey ana rahmine düştüğü andan itibaren kadın içsel bir dönüşüm sürecine başlıyor. Ama farkında ama değil bir şekilde dönüşüyor, değişiyor.
Zaman zaman halen hissediyorum “çocuk sahibi olacak insan değilmişim” diye dedim arkadaşıma. Ve o anlarda anlıyorum ki bir BEN varım. Böyle anlar beni bana getiren minik farkındalıklar yaşatıyor. Silkiniyor ve kendi özel alanımı, sınırlarımı tekrar gözden geçiriyorum, kendim için yaptıklarıma daha neler ekleyebilirim ona bakıyorum.
Peki çocuğu olmayanlar dönüşüp değişmiyor mu? Tabiki onlar da başka şekilde, başka başka yollar seçip yapıyorlar bunu. Yani ne kendimizi yargılamalı “aman da çocuk sahibi olacak kadın mıydım ben” diye. Ne de çocuksuz kalmaya kararlı arkadaşlarımızı ayıplamalı. Hayat seçimlerden ibaret sadece o kadar. Kendimizi olduğumuz halimizle sevmek, kalıplarımızı atıvermek gibisi var mı hem böylesine huzur veren.
Kaldı ki ” çocuk sahibi olmak” da ne saçma bir kalıptır ki Türkçemize girmiş, kim neyin sahibi olabiliyorsa bu dünyada. Anneliğin ilk zamanlarında bunu söylesen küfür gibi gelir bir anneye, göğsünden süt emen bir yavrunun sahibi sen değilsin desen ağlamaya başlar anne. Ama çocuklar yaşını aldıkça gün be gün daha iyi anlar anne, çocuk kendi yolunu kendi çizer bu dünyada da bundan sonrakinde de.

Buyrun size bizden bir kare. Doğa Pamuk’un üzerine her zaman olduğu gibi bir oyuncağını bindirme peşinde. Pamuk ise kaçacak yer arıyor. Yine sabırlı hayvanmış gıkını çıkartmıyor. Arada sinirlenip tırmıkladığı oluyor tabii. Ama Doğa okuldan geldiğinde kapıda bir yere uzanışı var ki görülmeye değer. Sanırsın kırk yıl görüşmemişler bir sarılmalar falan, her defasında gözlerim doluyor. Deli miyim neyim:)



Toplam : 4 Yorum var

    Evrim Çetiner Ocak 9th, 2012 at 6:32 am

    En yorum gelecek yazı bu oysa! :)

    Bence de yaşam seçimlerden ibaret, bir yol seçiyorsun ve akıyorsun.. Hem de ne akış.. Öbürünü seçmiş olsan kim bilir ne olacak?

    Çocuk da böyle..

    Varlar, tanrı lutfu hepsi, iyi ki..

    Yaşam gücü sevinci..

    Olmamış olsaydılar, durum değerlendirmesini bambaşka bir gözle yapardım ondan da eminim..

    Ve cnm Doğa cnm Pamuk!

    Birlikteliğinizin tadını çıkarın, her ikinizi de mıncırıyorum.. :)

    Binbir muck ve de sevgi..

    Özgür Turan Ocak 13th, 2012 at 1:33 am

    Evet seçimlerde ibaret. Her adımda ne seçiyorsak onu yaşıyoruz ve çekiyoruz hayatımıza. Diğerni seçmiş olsaydık diye düşünmemek gerek. Olanı yaşamak, an’da kalabilmek en güzeli.

    love and smile Ocak 18th, 2012 at 6:01 am

    7-8 haftalık bebeğim var. Ara ara bana da oluyor.. Sonra böyle düşündüğüm için suçluluk hissediyorum. Ama bu doğal sanırım.. Uykusuzluk, özgür olamamak, biri için çok endişelenmek, yalnız kalamamak, sürekli memelerin fora olması ve acıması :), yorgunluk…vs.. ama güzelliklere odaklanmalı…mesela gülüşü :) mesela aşkın meyvesi olması :)… gibi gibi..
    her seçiş bir vazgeçiş.

    Özgür Turan Ocak 20th, 2012 at 7:13 am

    Sevgili Love & Smile, öncelikle hoşgelmiş bebişin. Hiç suçluluk duyma hepimiz yaşadık bunları, tabiki çok doğal. Hiç birimiz mükemmel değiliz ki mükemmel anne olalım. Yok öyle birşey. Elinden geldiğince en iyisini yap ve bırak olduğu kadar olsun. Daha birlikte çok özel anlarınız olacak bebeğinle, her anın doyasıya tadını çıkarman dileklerimle…

Yorumunuz: