Alşimiyi, genellikle çok yüzeysel bir tanımıyla biliriz. Derler ki : ‘Alşimi, değersiz madenleri kıymetli madenler haline dönüştürme sanatıdır.’ Örneğin kurşunun altın haline getirilmesidir. Aslında hadise bu kadar basit değildir. Bu uygulama gerçektir; alşimistler değersiz madenleri altına ya da gümüşe dönüştürmeye uğraşmışlardır. Ama tüm bunların inisyatik bir anlamı vardır ve alşimistler de bu yüzden bu bilimin inisyatik anlamını kavrayanlar ve bu şuura varamamış olanlar şeklinde 2 gruba ayrılırlar:
Efsaneye göre Çin’liler bu sanatı M.Ö. 4500 yıllarından beri uyguluyorlardı. Ayrıca Lao-Tzu’nun doktrinine, Taoizme mensup olanlar, M.Ö. 500 yıllarında alşimi ile uğraşmışlardı. Onların ‘filozof taşını ve uzun hayat iksirini’ aramalarındaki sebep, kişilerin, o bedenli hayatlarındaki en yüksek tekamül seviyesine ulaşmalarını sağlamak için ömürlerini uzatmaktı. Simyanın başlıca uğraşısı olan uzun hayat iksirinin ve değersiz madenlerden altın elde etmenin Çinlilerde, Hintlilerde ve Tibetlilerde zengin bir geçmişi vardı. 

Alşemistler kendilerine ‘filozof’ diyorlardı. Aslında özel tipte filozoftular ve kendilerini ‘en yüksek bilim’in emanetçileri olarak nitelendiriyorlardı. Bu bilim, tüm diğerlerinin prensiplerini de kapsıyor, var olan her şeyin doğasını, kökenini ve varoluş sebebini açıklıyor, tüm evrenin kökenini ve kaderini anlatıyordu. Bu gizli doktrin tüm bilimlerin anasıydı, hepsinin en eskisiydi, alemi ve tarihini inceleyendi ve geleneğe göre insanlara Hermes (Thoth) tarafından açıklanmıştı. Bu yüzden Hermetik felsefe denmiştir.

Alşimi,bir teknikti, uygulamaya dayalı bir sanattı. Ama bunun yanısıra maddenin yapısına, cansız ve canlı cevherlerin oluşumuna …vs bağlı bir kuramlar bütününe dayanıyordu. Bu teoriler, alşimistin hareket noktasını oluşturan prensipleri meydana getiriyordu.

Mistik Alşimi
Alşiminin diğer bir yönü de onu mistik bir yol olmasıdır. Pek çok terimlerin sembolik bir anlamı vardır; orada kastedilen altını bulmak değildir aslında ‘ruh altın’dır. Simyagerin gerçek amacı madeni altını bulmak değildir, iş bu kadar basit olamaz. O, kendini arındırma peşindedir. Astral bedenin tüm dünyasal tutku ve arzulardan arındırılması ameliyesi altın arayışı olarak ifade bulur. Geri seviyeli madenden kasıt, insanın gelişimine sekte vuran dünyasal tutkulardır. Bunların temizlenmesi, gerçek insan varlığına yaraşır tarzda yükseltilmesi, bunlarla çevrelenmiş astral bedenin adeta metamorfoza uğrayarak sonunda pırıl pırıl hale gelmesi, altının bulunuşudur, adi metalin altına dönüşmesidir. Astral bedenin bu durumu Yunan Mitolojisinde ‘altın post’ olarak geçer.

Bir de Ars Magna (Büyük Sanat) var;  Bu konunun araştırmasını ise size bırakıyorum…

Sevgiler.

*Kaynak kitap: Okültizm-Tarih Boyunca Gizli Bilimler / M. Reşat Güner / Ege Meta Yayınları



Toplam : 2 Yorum var

    Kahvegibi Ağustos 24th, 2010 at 11:26 pm

    Aslında efsaneleri, mitleri derin şekilde okumayı öğrenebilsek hayatımız daha kolay olurdu. Çünkü bugün kime sorsak simya altın yapmakta kullanılan eski majik bir yöntem. Oysa, bakırı altına çevirmeden önce toprağı ateşe ve hatta ötesine çevirmeyi, ruhumuzu altın haline getirmeyi bilmek gerekiyor.

    Çok güzel şeyleri hatırlattı bu yazı. Teşekkürler…

    mihri temel Ağustos 25th, 2010 at 5:39 am

    ben teşekkür ederim, okuyup yorumladığınız için, amacım sırf okumak değil araştırmak ve araştırtmak, ama anlayamadığım sebeplerden kimsenin umuru değil hayretler içindeyim açıkçası.ama asla vazgeçmeyeceğim, sonuna kadar bu konuda uğraşıcam, simya bitmedi devam edicem tabi, bağlamam gereken sonuç var.sevgiler.

Yorumunuz: