Kalori hesaplarını, gramları, protein diyetlerini, kibrit kutusu heasplarını unutun. Ne kadar asit yüklüsünüz ne kadar alkali buna bakın.

Beslenmemizdeki asit-alkali dengesi uzunca bir süredir araştırmakta olduğum bir konuydu. Dr. Ayşegül Çoruhlu’nun kitabı “Alkali Diyet”, konuyla ilgili tüm merakımı giderdi. Kitabı okuduktan sonra sizlerle de ayrıntılı bir şekilde paylaşabilmek adına Çoruhlu’ya birkaç sorum oldu.

Çoruhlu, Alkali Diyet’in diğer popüler diyetlerden farkını şöyle anlatıyor: “Alkali diyet, aslında şimdiye kadar doğru bildiklerimizin toplamıdır. Genel olarak diyetler belli konseptlere göredir, kan gruplarına göre olanlar, ağırlıklı protein içerenler, kalori hesabına dayalı olanlar gibi. Tüm bu konseptlerde eksik olan temel nokta, vucüdun alkali olmak üzere dizayn edildiğini ve en büyük günlük meselesinin de asit artıkları atmak olduğunu hatırlatmamış olmaktır. Tüm diyetlerdeki  bol su içmek, sebzeleri bolca tüketmek, basit şekerli besinlerden uzak durmak gibi  önerilerin temeli vucüdun asit yükünün azaltılması temeline dayanır.Ancak bu vurgu şimdiye kadar yeterince yapılmamıştı. Amacım tüm diyet önerilerini tek bir ortak noktada toplamaktı. Kilo vermekten de öte, genel sağlığı en basit şekilde korumanın ipuçlarını vermekti.

Kitaptan en sevdiğim ve zihnime kazınan cümle şu; “Hastalıklar bizi bulmaz, biz onların bizi bulmasına sebep oluruz”. Çoruhlu’ya göre hastalıklara verilen sayısız ismin hiçbir önemi yok. Önemli olan hepsinin aynı sebepten kaynaklanması; Vücuttaki aşırı doku asitlenmesi. Asitlenme arttıkça da yağ depolamaya eğitim artıyor. Asitlerin yağda depolanması ve kiloyu yağdan kaybetmemek bizim için ucuz bir bedel. Asıl sorun, asit yükünün sebep olduğu diğer hastalıklar; Kanser, kalp rahatsızlıkları, osteoporoz, diş çürükleri, tiroid, romatizma, depresyon, böbrek taşı, çeşitli enfeksiyonlar, selülit…vs.

Asitlenmeye yol açan yiyecekler ise şöyle; Yanlış yağlar, şeker, yanlış proteinler, yanlış tuz, yanlış su.

Nasıl alkali olacağız?

Çoruhlu’nun alkali olmak için basit bir formülü var; Tabağımızda yüzde 80 alkali, yüzde 20 asit yiyecekler olmalı. Asitli besin tükettiğimiz öğünlerde, bu miktarın dört katı kadar alkali beslenmeliyiz. Alkali olmaya geçişte Çoruhlu’dan aldığım öneriler şöyle;

1. Su içmek. Su içmeyi becerebilen suyunu alkali içmeye çalışmalıdır.

2. Çiğ sebzeler. Çiğ olmaları tercih sebebidir çünkü bu şekilde daha çok asit atılımına yardımcı olurlar.İçlerindeki enzimler, proteinler, klorofil bozulmamış olur. Çiğ sebze suyu içmek muhteşem bir asit temizleme yöntemidir.Ben yakında her restoranda içecekler listesinde ‘ıspanak suyu’, ‘kırmızı lahana suyu’ ya da ‘ karışık sebze suyu’ gibi seçeneklerin olacağına inanıyorum. Yoksa o koca biftekleri, ağır soslu makarnaları yerken vicdan azabından öleceğiz.

3. Asitlenme yapacak besinleri azaltmak. İşlenmiş etler, kızartmalar, fastfood ürünler, basit şekerli hazır gıdalar, hazır soslar, kötü yağlar gibi yüksek asitlenme yapan gıdaları azaltmak vücudun asit yükünü azaltır. Bu tür yiyeceklerden fayda sağlamak bünye için imkansızdır. Zaten alkali beslenmede, bu besin türlerinin yıllarca birirkerek yarattığı asit yükünü azaltmak istiyoruz.

Alkali diyetin bir kısıtlamadan öte, ısrarla ve bolca alkali besinleri eklemeye yönelik olduğunu vurgulayan Çoruhlu, “Yıllarca biriktirdik ve hemen kurtulamayacağız. Hastalıklar hemen ortaya çıkmaz, uzun yılların yanlış beslenme ve yanlış alışkanlıklarının faturasını, biz büyükler pekçok hastalığa yakalanarak ödüyoruz.

Alkali diyet ile, beslenme yanlışlarını dengeleyecek şekilde gıda seçmek mümkündür” diyor.

Çocuklarımız için de erkenden sağlıklı beslenmeye geçişi sağlamamız gerektiğine değinen Çoruhlu, “Su içmenin, bol sebze tüketmenin iyi olduğunu, hazır market ürünleri ve hazır fastfood yiyeceklerin iyi olmadığını sokaktaki herkes bilir. Çoğumuzun yaptığı gibi sadece erteleme ve yeterince ciddiye almama sebebiyle, çocuklar için olsa bile, konuya gereken önemi vermiyoruz. Biran önce çocuklarımızı kolalı şekerli içecekler yerine su içmeye, hamburger yerine sebze, baklagil, balık gibi sağlıklı besinler tüketmeye alıştırmalıyız. Aslında keşke  çocuklar bu tür yararsız yiyeceklerle hiç tanışmamış olsa” diyor.

Gıda duyarlılığı

Şimdilerde çok meşhur bir gıda intoleransı testi var. Çoğu insan yaptırıyor fakat sonuçlarına göre hayatında bir değişim yapamıyor. Çünkü buğdayı ya da süt ürünlerini örneğin tamamen hayatından çıkartmak insanlara zor geliyor. Fakat kitapta, gıda duyarlılığı yaşadığımız besinlerin vücutta yüksek enflamasyon yarattığı ve bu durumun vücudun asit yükünü ciddi ölçüde arttırdığından bahsediliyor. Örneğin inek sütü ve ürünlerine karşı bağışıklık sistemimizin bir duyarlılığı söz konusu ise, bu besinlerden gelen kalsiyum kemiklerimizi korumuyor.

Çoruh’un bu konudaki görüşü şöyle: “Gıda duyarlılığı bir yana beyaz buğday ununun iyi bir besin maddesi olmadığını zaten biliyoruz. Pratik olmak için süt-peynir grubundan lor peyniri, ev yapımı yoğurt, kefir rahatlıkla önerilebilir. Unlular için glutensiz undan ev yapımı ekmek kullanılabilir. Bu mümkün olmuyorsa buğday içermeyen tam tahıllı ekmek veya karabuğday veya quinoa unu ekmeği tüketilebilir. Bu unları marketlerde bulmak mümkündür. Glutensiz diyeti uygulamak başta zor gelse de sağlık için yararları çok fazladır. Pek çok hastalığın tedavisinde, tedaviye destek olarak Gluten-free tabir edilen glutensiz diyet önerilir.”

Suyu nasıl alkali yaparız?

*Limon, misket limonu, elma sirkesi suyla tüketilince vücudu alkali yapar.

*Karbonat katarsanız suyun pH’I alkaliye yükselir. (Bir bardak suya yarım çay kaşığı)

*Eczanelerden hazır pH damlacıklarına ulaşabilirsiniz.

*Günlük olarak en 3litre su için.

*İdeali suyu 20 kilo başına 1lt. içmektir.

*Çay ve kahve içtiğinizde üzerine 2 bardak alkali su için.

*Alkali su cihazları da kullanılabilir.

*İçtiğiniz suyun klor ve flor içermemesine dikkat edin.

*Sabah ilk iş, gece son iş olarak alkali su için.

Not: Teknik bir nedenden dolayı foto koyamıyorum:( Çözmeye çalışıyorum.



Toplam : 2 Yorum var

    Nilay Avşar Aralık 12th, 2012 at 4:42 am

    Sevgili Özgür,
    yazını yeni okudum.Yaklaşık Mayıs ayı gibi bu incecik kitabı kitapçının vitrinin de görüp hemen almıştım.Gerçekten iyi bir araştırma çok net bir anlatım.Yüzde yüz uyamasam da daha dikkatliyim ve bir gün yüzde yüz uyabileceğim iç disiplinine de ulaşabilirim değil mi?
    Güç içimizde!
    Sevgiler.

    Özgür Turan Aralık 12th, 2012 at 11:31 am

    Sevgili Nilay, tabiki ulasirsin yeter ki inan ve uygulamaya gec. Gercekten cok fark ediyor kisa zamanda daha saglikli hissediyorsun. Bence butun diyetler hikaye temelinde hep alkali olmak var. bir de bedenini iyi tanimak gerek ne yemen ne yememen gerektigini beden sana soyluyot aslinda. Sevgiyle kal.

Yorumunuz: